Markalar Gerçek Zamanlı İletişimde Nasıl Fark Yaratıyor?
Apple’ın katlanabilir iPhone duyurusunun ardından markaların peş peşe yaptığı mizahi paylaşımlar, sosyal medyada gerçek zamanlı iletişimin gücünü yeniden gündeme taşıdı. Ancak görünür olmanın yolu her popüler konuya dahil olmaktan ziyade gündemi marka dili, yaratıcılık ve doğru zamanlamayla buluşturmaktan geçiyor.
Sosyal medyada büyük bir lansman, popüler kültür anı ya da gündeme damga vuran bir gelişme yaşandığında markalar için yeni bir iletişim alanı açılıyor. Son dönemde bunun en dikkat çekici örneklerinden biri, Apple’ın katlanabilir iPhone modelini duyurmasının ardından yaşandı.
Teknoloji dünyasının yoğun biçimde konuştuğu bu gelişme kısa sürede markaların da gündemine girdi. Samsung rekabet üzerinden mizah üretirken Duolingo ürün isminden hareketle kendi marka karakterini devreye soktu. Farklı sektörlerden markalar ise “katlanma” fikrini kendi ürünleri ve iletişim dilleriyle buluşturdu.
Ortaya çıkan tablo, sosyal medyada sıkça gördüğümüz bir gerçeği yeniden hatırlatıyor: Bir gündem başlığının iletişim fırsatına dönüşmesi, markanın o konuşmaya nasıl dahil olduğuyla yakından ilişkili.
Her Gündem, Her Markanın Gündemi mi?
Gerçek zamanlı iletişim uzun süredir markaların sosyal medya stratejilerinde önemli bir yer tutuyor. Gündemdeki bir olaya hızlı yanıt vermek, markaya yüksek görünürlük ve etkileşim kazandırabiliyor. Ancak hız, tek başına güçlü bir içerik yaratmaya yetmiyor.
Asıl soru şu: Markanın bu konuşmanın içinde gerçekten söyleyecek bir sözü var mı?
Apple’ın yeni modeli etrafında ortaya çıkan içeriklerin bir kısmının dikkat çekmesinin nedeni tam da burada yatıyor. Markalar gündemdeki konuyu kopyalamak yerine onu kendi dünyalarına uyarlıyor.
Samsung için konu yıllardır devam eden marka rekabetinin doğal bir uzantısına dönüşüyor. Duolingo kendi karakteristik mizahını devreye sokuyor. Yiyecek markaları ise “katlanmak” fikrini kendi ürünleri üzerinden yorumluyor.
Her biri aynı gündemden yola çıkıyor fakat ortaya aynı içerik çıkmıyor.
İyi bir gerçek zamanlı iletişim çalışmasını güçlü kılan da bu farklılık oluyor.
Mizah, Markanın Karakterinden Beslendiğinde Çalışıyor
Markaların sosyal medyada mizaha yönelmesi yeni bir durum değil. Ancak son yıllarda kullanıcıların markalardan beklentisi değişiyor. Kurumsal ve mesafeli bir dil yerine gündemi takip eden, kültürel referansları anlayan ve gerektiğinde espri yapabilen marka karakterleri daha fazla karşılık buluyor.
Burada ince bir çizgi bulunuyor.
Bir markanın mizahi olması ile gündemdeki her espriye dahil olmaya çalışması aynı şey değil.
Başarılı örneklerde mizah, markanın yıllardır oluşturduğu iletişim tonunun devamı olarak karşımıza çıkıyor. İçerik, kullanıcıya bir sosyal medya ekibinin gündeme yetişme çabası gibi görünmüyor; markanın doğal tepkisi gibi hissediliyor.
Duolingo gibi güçlü bir sosyal medya karakterine sahip markaların gerçek zamanlı içeriklerde öne çıkmasının nedeni de bu. Kullanıcı, markanın nasıl konuşacağını az çok biliyor. Marka gündeme dahil olduğunda bu davranış şaşırtıcı görünmüyor.
Bu durum iletişim ekipleri açısından önemli bir noktaya işaret ediyor: Gerçek zamanlı pazarlama çalışmaları, güçlü bir marka dili üzerine kurulduğunda çok daha etkili hale geliyor.
Gündemi Takip Etmek Başka, Gündeme Değer Katmak Başka
Sosyal medyada popüler bir konu ortaya çıktığında birkaç saat içinde onlarca marka benzer içerikler üretmeye başlayabiliyor. Aynı kelime oyunları, benzer görseller ve birbirine yakın espriler arasında fark yaratmak giderek zorlaşıyor.
Bu nedenle markalar açısından asıl mesele gündemi yakalamaktan çok, gündeme kendilerine ait bir yorum ekleyebilmek oluyor.
İletişim ekiplerinin burada kendilerine birkaç soru sorması faydalı olabilir:
“Bu gündem markamızla gerçekten ilişkilendirilebilir mi?”, “Markamız bu konuda nasıl konuşur?”, “Ortaya koyduğumuz fikir bizi hatırlatıyor mu?” ve belki de en önemlisi, “Bu paylaşımı başka bir marka da yapabilir miydi?”
Son sorunun cevabı “evet” ise fikir yeterince markaya ait olmayabilir.
Çünkü gerçek zamanlı iletişimde fark yaratan içerikler çoğu zaman gündemin kendisinden çok, markanın gündeme getirdiği yorumla hatırlanıyor.
Hızdan Önce Refleks Geliyor
Real-time marketing denildiğinde hızın önemi tartışılmaz. Sosyal medyada bir gündemin ömrü kimi zaman birkaç saatle sınırlı kalabiliyor. Ancak iyi iletişim refleksi, her fırsatta en hızlı paylaşımı yapmak anlamına gelmiyor.
Doğru gündemi seçmek, markanın tonunu korumak ve yaratıcı fikri birkaç saniyede anlaşılabilecek kadar net hale getirmek bu sürecin temel parçaları arasında yer alıyor.
Bu nedenle gerçek zamanlı iletişim, içerik ekiplerinin anlık yaratıcılığından ibaret bir çalışma alanı olarak görülmemeli. Markanın dili önceden netleşmişse, ekip hangi konulara dahil olacağını biliyorsa ve karar süreçleri hızlı ilerliyorsa güçlü işler ortaya çıkıyor.
Başka bir ifadeyle iyi gerçek zamanlı pazarlama, gündem ortaya çıktığı anda başlamıyor. Markanın iletişim karakteri oluşturulurken başlıyor.
Apple’ın katlanabilir telefonu etrafında gelişen son marka sohbeti de bunu bir kez daha gösteriyor.
Gündem herkese aynı anda geliyor. Farkı yaratan ise markanın o gündemi nasıl yorumladığı oluyor.
Çünkü bugün iletişimde mesele konuşulan her konuya yetişmekten çok, konuşmaya markaya ait bir şey katabilmek.